Memur vs. İşçi (battle for kpss)

Yazmayım yazmayım dedim bu konuda ama en sonunda dayanamadım yine, ee hayatımı bu kadar etkileyen birşeyi yazmadan nasıl durabilirdim ki? Rüyalarıma bile girdi meret.

Öncelikle bilmeyen, işi gücü olmayanlar için açıklayayım. Açılımı Kamu Personeli Seçme Sınavı olan kpss ile devletin kadrosunda memur olarak geleceğiniz garanti altında olan bir işe girebiliyorsunuz.

Tabi sanmayın ki devlette çalışan her memur, vergi dairesi veznedarı. Devlete mühendis de lazım, fizikçi de, matematikçi de, işletmeci de. yani kendi mesleğinizi yapma imkanınız var. Tek sıkıntı aynı öğretmenlerin yıllarca uğraştığı gibi uğraşıp meslekdaşlarınızdan yüksek puan yaparak her sene sınırlı kontenjanda açılan atama yerlerine atanabilmek.

Peki neden devlet memurluğu? Mühendis adamsın git özel sektörde çalış, sana iş mi yok diyebilirsiniz. Var tabii ki iş olmaz mı? ama öyle iş olmaz olsun! tabii ki şimdi asgari ücret alıp gece gündüz çalışanlar bana kızacaktır, onların en az 2 katı maaş alıp mühendis sıfatıyla çalışmaya burun kıvırıyorum ya..

Bizim neslimiz pek bilmez 40 50 yaşlarındaki insanlara, babalarınıza sorun. Her şey Turgut Özal döneminde çıkartılan bir yasa ile başladı, ismini yanlış bilmiyorsam özel personel yasası. Bu yasa işverenin işçiyle sözleşme yapmasını meşru kıldı. Öncesinde nasıl mıydı? en basitinden bir çaycı bile işyerinin kadrolu elemanı olmak zorundaydı ve işçi-işveren arasında 657 den çok da farklı olmayan iş kanunu geçerliydi. Yani haftasonu tatilin var, mesain verilmek zorunda, günlük çalışma saati 8 vs. tüm hakların kanunlarla devlet tarafından korunuyordu. Şimdi ne olduğunu zaten biliyorsunuz, iş hayatına az çok hepimiz girdik. Ücretsiz fazla mesailer, haftasonu zorunlu mesailer, asgariden yatırılan sigortalar, verilmeyen yıllık izinler… hele ki o cumartesi günleri; cumartesi mesaiydi, yarım gündü derken artık cumartesi günü çalışmayı dahi yadsımaz olduk sanki haftalık mesai 5 değil de 6 günmüş gibi.

Ülkemizin geleceği olan büyük patronlarımız ve devletlülerimiz sağolsunlar el ele verip 20 30 sene gibi bir süre içinde durup sorgulamadan köpekler gibi çalışan işçi bir toplum elde etmeyi başardılar. Benim bu yazdıklarım ütopya değil gerçekler, öyle bir alıştırılmışız ki köpek gibi çalışmaya haftalık 40-45 saat çalışma, haftasonu da tatil olan iş desen kimse inanmaz öyle iş mi olur diye. halbuki çalışmanın insani şartı budur.

Sonuç olarak bunların bilincinde olan ve hayatını patronlarını zengin etmek için çılgınlar gibi çalışan biri olarak geçirmek istemeyen bir insanın bu ülkede yapabileceği birkaç şey var; 1 memur olmak, 2 akademisyen olmak (ki memurluktan farklı değil),3 kendi işini kurmak 4 sayısal loto, milli piyango vs. 5 mafya tetikçiliği 6 kalpazanlık 7 hırsızlık 8 gayrimeşru kovalamak 9 kaçakçılık 10 milletvekili çocuğu olmak…

Bunlar arasından en legal ve olabiliritesi fazla olan ilk 3 madde, hatta günümüz “liberali biraz geçince sağdaki caminin hemen yanında” kalan ülke ekonomisi sağolsun kendi işini kurmayı da bir kenara koyabiliriz. Ne kaldı elimizde? Memurluk ve Akademisyenlik.

Tabi bir de krizlerde işten çıkarılma durumlarını, özel sektörde her an atılma korkusundan hakkın olan zammı bile vermediklerinde ses çıkaramamanı saymıyorum bile.

Bütün bunları toplarsak sonuç olarak bu devirde çalışmak ve kariyer yapmaktan zevk almayan çalışmak için yaşamak yerine yaşamak için çalışmak felsefesine sahip tüm insanların uğraşı bu kpss.

Sınava girmek de yetmiyor ya; 2 çeşit alım var devlet dairelerine. 1.si açıktan atama; her kurum acilen elemana ihtiyacı olunca devletin merkezi atamasını beklemeden bana şu kadar adam lazım gel vatandaş diye duyuru yapar başvurmak için belli bir puan sınırı koyar başvuranları mülakata çağırıp tek tek sorar kimi tanıyorsun? ben Atatürk’ün hemşehrisiyim selanikten patriyotum filan dedim döverek dışarı attılar. Onların istediği kişiyi bir türlü tanıyamadım olmadı.

2.si ise merkezi atamadır, kurumlar ihtiyaclarını ösymye bildirir, ösym tıpkı üniversite yerleştirmelerinde olduğu gibi kontenjanları, kadroları açıklar tercihlerini yaparsın ve puanın yetiyorsa mülakat filan olmadan kimseye tamahın kalmadan atanıp işine başlıyorsun.

İşte olayın özeti bu, illaki duymuşsunuzdur son zamanlarda sınavlara karışan fesatlar, tekrarlanmalar vs. onlar apayrı bir mevzu o konulara şimdilik hiç girmeyelim iyisi.. Herkese gönlüne göre artık..

Reklamlar
This entry was posted in güncel.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s